giderim
nefti ağaçların ordan geçiyordum
bilirdim bunu önceki hayatımdan
geçtim geçmesine elinden ilinden
ve o ellerinle davrandım kendime
filin olup daldım korunaksız içime
kalbime: züccaciye dükkanıma yani
daldım.. ve bu bir soygundur dedim
dedim ama neyim kalmış ki alacağın
benden: aşkı mı vefa mı hayat diye
daha neçok namluyu dikip üstüme
zeytinlerin ordan geçiyordum ki
sabah gölgesinin yanında susup
soluğunu dinliyordum oğlumun
kederiyle heder oluyordum ahı
göldeki balıkçının tanvakti bile
işlediği cinayetlere kanıyordum
boğazımda o zoka ile fısıldayıp
zeytin ağacı dikmek istiyorum..
-diyorken: bıçağını bileyliyor aşk
sipil dağı eteğinde orman varmış
kırların yanağında gamze açarmış
dağ gölgesinin sabah serinliğinde
bir gelincik yine kızıllık saçarmış
yaşamak ne çok şeye değermiş
sabah gölgemin saç teline tutunup
ben, uyuyacağım eski bir çocuk gibi..
-diyecekken: çekiyor bıçağını aşk
bileylediğin sesinle sen
dedin yine: bu bir soygundur
bu bir soygundur, dedin yeniden
çaresiz, kaldırdım ellerimi havaya
bilirdim bunu da önceki hayatımdan
ama ben bir hatıra için gelmiştim
gölgenee hayat; soluklanıp giderim
ama ben bir hatıra için geldim
alıp onu giderdim birazdan
kapından hayat, giderim
elinden ellerinden
giderim, zeytin ağaçlarının ordan
zahmet etme kovmak için beni
bilirim önceki hayatımdan
giderim..
GÜLÜŞÜN
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Sarılışında ne düşler,
Ne düşükler,
Sakınamazsın.
Aynı yolları,
Kimsesiz mekanları,
Birlikte özleme hasreti...
Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Bütün iç savaşlarda,
Rehin alındı bu yürek
Kandıramazsın.
Hangi çekilişin
Büyük ikramiyesi bu,
En uzak sevişmelerin
Yeni yetme utancı.
Lakin aşk,
Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
Sakınamazsın...
Yeni yetmelik işine gelince:
O zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçede var.
Bazı dillerde yok.
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Kime niyet kime felaket bu aşk,
Anlayamazsın.
Ödümüz patlıyor acı çekmekten
Oysa;
Biraz da acıdır,
Aşkın mayası.
Kaçınamazsın.
Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
Tutunacak yerimiz yok,
Resmi tutanaklarda.
Gülüşünde bin yıllık hasret var,
Saklayamazsın.
..........................
Bu yazık karşılaşmanın
Alnımıza çakılıyor anafikri:
Aşka cesaretimiz yoksa
Başka zaman görüşürüz!